Copy
Bu e-postayı tarayıcınızda görün.
1 Ağustos 2021
Ağustos'un ilk gününden herkese günaydın! Türkiye bir yandan yanan ormanlarının ve Konya'daki katliamın acısını, bir yandan Olimpiyat'taki başarıların sevincini yaşıyor. Dün, genç Türkiye Cumhuriyeti'nin uluslararası başka bir payeyle bayram sevinci yaşadığı bir diğer günün de 89. yılıydı. 31 Temmuz 1932'de Brüksel’de yapılan ve 28 ülkenin katıldığı Dünya Güzellik Yarışması’nda Keriman Halis, yalnızca fizikî güzelliğiyle değil, nezaketi ve zarafetiyle de takdir toplayarak birinci seçilmişti. Keriman Halis, dünya güzeli seçildikten sonra 15 günlük Paris gezisini tamamlayıp Türkiye'ye döndüğünde, ayağının tozuyla şerefine verilen bir baloda Mustafa Kemal Paşa'yla tanışmıştı. Elini öptüğü Gazi de kendisine "Ben sana 'Ece' dedim, sevindin mi?" diye sormuştu. Keriman Halis "Paşam bana dünyayı verdiniz" dedi ve ilk dansa birlikte kalktılar. Keriman Halis 1934'te "Ece" soyadını aldı. Mustafa Kemal ise 3 Ağustos'ta yaptığı açıklamasında, "Türk gençlerine bu münasebetle şunu da tahattur ettirmeyi (hatırlatmayı) lüzumlu görürüm: Müftehir olduğumuz (iftihar ettiğimiz) tabii güzelliğinizi, fenni (bilimsel) tarzda muhafaza etmesini biliniz. Bununla beraber asıl uğraşmaya mecbur olduğunuz şey, analarınızın ve atalarınızın oldukları gibi yüksek kültürde ve yüksek fazilette birinciliği tutmaktır" diyecekti.

Bu arada meşhur "Ece Ajandaları"nın da ismini Keriman Halis'ten aldığını ekleyelim. Bugün günün şarkısı müzisyen bir aileden gelen, kendisi de piyano çalan Keriman Halis'in halası Neveser Kökdeş'in bestesi "Hüsranla Gönül Hep İnler" Zeki Müren'in sesinden...
Facebook'ta paylaşın Facebook'ta paylaşın
Twitter'da paylaşın Twitter'da paylaşın
E-postayla paylaşın E-postayla paylaşın

Felaketler, krizler ve 'krizi fırsata dönüştüren' insan
 

İnsanların 1 saniyede toplu olarak ölebileceklerini fark ettiği anlar, felaketler... Tarih boyunca düzenin sarsıldığı savaş, açlık, deprem, salgın hastalık, yangın gibi büyük doğal ve sosyal afetlerde insanların bastırılmış güdüleri yüzeye çıkar; akıldışı davranışlar yaygınlaşır. Çaresizliğin yarattığı öfke ve umutsuzlukla yasalar, kurallar, dinî inançlar, hatta en güçlü tabular bile yıkılabilir. Bu tepkiler birebir aynı olmayabilir, çünkü tarihçi Marc Bloch’un söylediği gibi “Bir hastalığın ilerleyişi doktora bedenin gizli hayatını keşfetmesi için nasıl fırsat sağlıyorsa, büyük bir afetin gidişatı da o toplumun doğasıyla ilgili çok değerli bilgiler verir”. Yani felaketler, ortaya çıktıkları toplumun siyasal, ekonomik ve toplumsal düzeninin içine gömülüdür; gösterilen tepki bunlara bağlıdır. Krizin ardından insanlar bir günah keçisi bulup ona yükleniyorsa veya bir komplo teorisi üretiyorsa; bunun nedeni o toplumda zaten düşmanlık politikaları nedeniyle dışlanan, kuşkulanılan grup veya grupların varolmasıdır. 

Ülkemizin güneyini yakıp kül eden orman yangınları hepimizi yasa boğarken, bir yandan hayvanları alevlerin içinden kurtarmaya çalışan, görevli personelin yardımına koşan, hatta itfaiyecilere su taşırken hayatından olan vatandaşların görüntülerini görüyoruz. Öbür yanda ise henüz net kanıtlarla desteklenmemiş, ama gerçekliği titizlikle soruşturulması gereken "sabotaj" iddialarına karşı eline taşı alıp ilk gördüğü "düşman"a saldıranlar var... Bütün bir ormanı birkaç saat içinde küle dönüştüren bir yangın karşısında, insanların bunu devrilen bir mangala, yere atılan sigara izmaritine, iklim kriziyle etkisi artan kavurucu güneş ışığına bağlamayı kolay kolay kabul etmediği, bir kundakçı arayışının başladığı tarihten örnekler ise, bugünün insanlarına itidal ile davranmak konusunda örnek olmaya devam ediyor.

MÖ 64’te Roma büyük bir yangınla neredeyse kül oldu. Alevler rüzgârın ve ahşap yapıların etkisiyle neredeyse bir hafta sürerek imparatorluğun başkentini cehenneme çevirdi. Sona erdiğinde Roma’nın büyük bölümü yokolmuş, sayısız insan ölmüş veya evsiz kalmıştı. İmparator Nero yangın başladığında şehrin 50 kilometre dışında Antium’daki villasındaydı. Yangının ertesinde yardım çalışmalarına başlamak üzere kente döndüğünde, halk arasında Nero ve yandaşlarının yangını bilerek başlattığı söylentisi yayılmıştı bile. Kentle ilgili büyük imar düşlerine kapıldığını, Roma’yı mermerden yeni baştan inşa etmeyi planladığını herkes biliyordu. Komplo teorisi buna dayanıyordu. Üstelik az sonra, Roma yanarken Nero’nun bir yandan seyrettiği bir yandan da Troya’nın yanışıyla ilgili bir şarkı söylediği iddiası ortaya atıldı. Nero bu söylentileri duyunca öfkeye kapıldı, az sonra kendi komplo teorisini uydurarak suçu Roma’daki Hıristiyan cemaate attı. 

Felaketler karşısında tarih boyunca batıl inançlara, komplo teorilerine, fallara, cadı avlarına sığınan insanların hikayelerini Ayşen Gür #tarih için yazmıştı.

Yüzümüzü güldüren Olimpiyat'ın tarihinden hikayeler

31 Temmuz 2021, spor tarihimize şimdiden ilklerle yazıldı: Arjantin'i set vermeden yenen A Millî Kadın Voleybol Takımımız tarihinde ilk kez çeyrek finale yükselirken; Ersu Şaşma, erkekler sırıkla atlamada finale kalan ilk Türk sporcu oldu. 2020 Olimpiyatı'nın ilk altın gururu ve aynı zamanda okçulukta Türkiye'ye tarihinin ilk madalyasını getiren ise millî okçumuz Mete Gazoz oldu. Olimpiyat haberlerinin ülkemizin alevlerle mücadele ettiği bu kara günlerde içimize bir nebze olsun soğuk su serptiği bu günlerde, modern Olimpiyat tarihinin en ikonik anlarına, filmlerle geri dönmek istedik. #tarih seçkisi... 

  • Olympia (1938), Leni Riefenstahl
    Belgeselcilik için önemli bir dönüm noktası olmasının yanında aynı zamanda tarihî bir belge sayılabilecek bu film, gösterilmesinin üzerinden 83 yıl geçtikten sonra bile bütün Olimpiyat filmleri listelerinin olmazsa olmazı... Aslında Adolf Hitler, Leni Riefenstahl’dan 1936 Berlin Yaz Olimpiyatları’nın görüntülerinden oluşacak bu belgeseli hazırlamasını istediğinde, Almanların madalyaları silip süpüreceğini ve böylece filmin "ari ırk" fikrini destekleyecek bir propaganda aracı olacağını ummuştu. Oysa ortaya çıkan film, Olimpiyat felsefesini en yalın haliyle gözler önüne seren, farklı uluslardan pek çok sporcunun başarılılarını kayıt altına alan bir belge olmuştu.

  • Chariots of Fire (1981), Hugh Hudson
    Film, 1924 Paris Olimpiyat Oyunları'nda İngiltere adına yarışan iki atletin gerçek hikayesi... İki atletten Eric Liddel Hıristiyan, Harold Abrahams ise Yahudi'ydi. İkisinin de temel hedefi sportif başarıları sayesinde insanların kendilerine karşı önyargılarını kırmaktı. Birinci Dünya Savaşı sonrası İngiltere’nin anti-semitik atmosferini oldukça başarılı biçimde anlatan film, gösterime girdiği dönemde dört dalda Oscar ödülüne layık görülmüştü. Tabii Vangelis'in film için yaptığı Oscar ödüllü muhteşem film müziğini de hatırlatmadan geçmeyelim...
  • Munich (2005), Steven Spielberg
    Yıl 1972, dünyanın en büyük spor organizasyonu Münih Olimpiyatı, Oyunlar'ın ruhuna uygun olarak barış havası içinde başlamıştı. Ancak kendilerini "Kara Eylül" olarak tanıtan bir grup Filistinli, İsrailli atletlerin bulunduğu yatakhaneyi basarak dokuz kişiyi rehin almış, o sene Oyunlar 11 İsrailli sporcu ve antrenör, 1 Alman polisi ve 5 saldırganın ölümüyle kana bulanmıştı. Alman hükümetinin rehine kurtarma operasyonunu konu alan ve tümüyle gerçek olaylara dayanan filmde Spielberg, şiddete şiddetle tepki vermenin yarattığı kısırdöngüyü aktarıyor.
  • Foxcatcher (2015), Bennett Miller
    Bu filmle madalyonun karanlık yüzüne, kazanma hırsının ne kadar zehirli olabileceğine bakıyoruz. Sportmenliğin antitezi sayılabilecek filmin içinde neşeye dair hiçbir şey yok. Film, altın madalya sahibi iki kardeş güreşçi Dave ve Mark Schultz'un 1988 Oyunları'nda ABD takımına zafer getirmek isteyen zengin bir adamın (John du Pont) himayesine girmesini ve du Pont'un hırsıyla kardeşler arasında bir kopuşa ve birinin Foxcatcher Takımı'ndan ayrılmasına neden olmasını konu alıyor.
  • Icarus (2017), Bryan Fogel
    Netflix yapımı belgesel, yakın tarihin en büyük spor skandallarından birinin; Rusya'nın devlet destekli doping programının öyküsü... Yönetmenin uzun araştırmalar sonucu ortaya çıkardığı skandalın başrolünde de ironik biçimde Rusya'nın Anti-Doping Merkezi'nin müdürü Rodchenkov var. Belgeselin en canalıcı tarafı da, Rodchenkov'un Rusya takımının 13 altın madalyayla döndüğü Scohi Kış Olimpiyatı'nda da benzer yasadışı yöntemler kullanıldığını açıkça itiraf etmesi. Tam da bu skandal nedeniyle Rus sporcular bu yıl Tokyo'da marşları ve bayrakları olmadan, Rusya Olimpiyat Komitesi (ROC) takımı olarak boy gösteriyor. Hatta Rus sporcular kazandığında, Rusya millî marşı yerine Pyotr Çaykovski’nin Birinci Konçertosu çalıyor.

    Ayrıca The Games of the V Olympiad Stockholm (1912), Tokyo Olympiad (1965), Downhill Racer (1969), Visions of Eight (1973), Personal Best (1982), The Cutting Edge (1992), Without Limits (1996), Blades of Glory (2007), I, Tonya (2017) da önerdiğimiz Olimpiyat filmleri arasında...
Ressam Peter Paul Rubens, Pisagor’un vejetaryenlik üzerine yazdıklarından esinlenerek “Pisagor Vejetaryenliği Savunuyor” adlı tabloyu yapmıştı (1618-1630).

Et yemek veya yememek işte bütün mesele bu!

1 Ağustos 1999'da Avrupa’da deli dana krizinden dolayı İngiliz etine konan ambargo kaldırıldı. Ama deli danayla birlikte lysteria ve salmonella gibi hastalıkların da gündeme gelmesi, ete karşı büyüyen bir antipatiyi miras bıraktı. Bugün gelişmiş birçok ülkede, nüfusun %8-10’u et yemiyor. Dünya çapındaki bu 1.5 milyar insanın bir kısmı dinî eğilimleri, bir kısmı sağlıklarını ve çevreyi koruma amacıyla, bir kısmı ise yeni bir dünya isteğini dile getirmek için, politik nedenlerle et yemiyor.

Mangal sefalarına düşkün etseverlere "yeni moda" gibi görünse de et yememenin tarihi en az yemek kadar eski. Lyon Üniversitesi’nden araştırmacıların 45 mumya üzerinde yaptıkları, MÖ 3500 ve MS 600 yılları arasındaki dönemi kapsayan bir karbon testi, insanların bu uzun dönem boyunca buğday, arpa ve bakliyat ile beslendiklerini, Nil kıyısında oldukları halde balık yemediklerini ortaya çıkartmış. Mısırlılar inek, koç, domuz ve kazı da kutsal saydıklarından, beslenmelerinde bunlara yer vermemişler. Et yememekle de kalmamışlar; deriden yapılan giysilere de olumlu bakmamışlar.

İyonyalı ünlü filozof ve matematikçi Pisagor da tüm yaşayan varlıkların bir ruhu olduğu ve seçimler yapabildiğini, onlara insan gibi davranılması gerektiğini ileri sürüp 20 yaşında et yemekten vazgeçmiş. Plutarkos, 16 ciltlik Moralia adlı eserinde “Et Yeme Üzerine Denemeler”ini, Porfirius, Hayvani Gıdalardan Kaçınmak isimli eserini yazmış; sıkı bir etyemez olan Apollonius ise tahıl üzerindeki kasti sınırlamalardan yüksek sesle, uluorta şikayete koyulmuş. Aristoteles, Ovidius, Seneca ile devam eden “Pisagorcu diyet” arada unutulmuş. Leonardo Da Vinci (1452- 1519), hayvanların acımasızca katledilmesinden tiksindiğini söyleyerek açık bir şekilde eti reddetmiş. Petek Çırpılı #tarih için yazmıştı.

Yangınzedeler için yapıldı, THK'ya geçti, günümüzde otel
 

Osman Nuri Ergin Mecelle-i Umur-ı Belediye adlı eserinin yangınlar bölümüne “İstanbul’un yangını, Anadolu’nun salgını” deyimini naklederek başlar. Gerçekten de İstanbul tarihi, tek seferde binlerce evin yandığı felaketlerle doludur. Osmanlı Devleti'nin büyük felaketlere maruz kaldığı ve sürekli savaş halinde bulunduğu son 10 yılında meydana gelen yangınlarla İstanbul harabeye dönmüştü. Balkanlar’dan, Yunan işgaline uğrayan Anadolu’dan gelen göçmenleri iskan etmekle uğraşılırken, yangınlarda mahvolan evsizlerin iskan ve iaşesi problemiyle de karşı karşıya kalınmıştı.

Devlet, en zor günlerinde altından kalkamayacağı bu felaketleri vatandaşlarının yardımseverliği ile aşmaya çalıştı. “Harikzedegân İanesi (Yangınzedelere Yardım)” adıyla kampanyalar düzenlendi. Halkın dayanışma gücü ve yardımseverlik duygusu henüz kaybolmamıştı ki büyük meblağlar toplandı. En son 1918’de, 1.662.880 m² alanda 7500 evin yandığı Fatih-Vefa yangını ardından padişah 6. Mehmed Vahideddin’in başkanlığında, eski sadrazam Tevfik Paşa’nın 2. başkanlığında kurulan Harik Komisyonu etkili bir yardım kampanyası düzenledi. Bağışlar ve diğer gelirlerle 500 bin lira kadar bir para toplandı. Harik Komisyonu bu paranın çarçur edilmesine fırsat verilmeden yangınzedelere konut inşa edilmesi için kolları sıvadı ve harabe İstanbul’un imarı yolunda bir adım atıldı. Harik Komisyonu, şehrin en ziyade imara muhtaç bir-iki yerinde devâir-i müctemia (birleşik daireler/apartman) tarzında kalıcı binaların yapılmasına karar verdi.

Ekim 1920’de temeli atılan “Harikzedegân (Yangınzede) Kat Evleri”, Türkiye’nin ilk betonarme apartmanıydı. Mimar Kemaleddin Bey tarafından yapılan, iki yılda bitirilen, masrafı devlet ve bağışlarla karşılanan binada, yangınlar sonucu evsiz kalan insanların ikameti düşünülmüştü. Daha sonra Türk Hava Kurumu’na geçen ve Tayyare Apartmanları adını alarak hatırlı ve kalburüstü kimselerin mekanı olan yapı, günümüzde otel oldu. Sinan Çuluk'tan okuyabilirsiniz.

Şampiyon atleti Adolf Hitler değil, Roosevelt küçümsedi: Jesse Owens

85 yıl önce bugün, 1 Ağustos 1936'da Berlin Olimpiyatları, Adolf Hitler tarafından başlatılmıştı. 1936 Berlin, Nazilerin spordaki üstünlüklerini ele güne gösterecekleri bir propaganda aracı olarak tasarlanmıştı. Ancak özellikle Amerikalı siyahi atlet Jesse Owens bu niyeti boşa çıkaracak, 3 dalda altın madalya alarak yıldızlaşacaktı. Owens'la ilgili en çok anlatılan hikaye, "Adolf Hitler'in stadyumu terk etmesine neden olan atlet" olmasıdır. Halbuki, Hitler'e stadı terk ettiren Owens değil, yüksek atlamanın birincisi Cornelius Cooper Johnson'dı. Berlin’deki 19 siyah Amerikalıdan ilk zafere ulaşan oydu. Owens ise Hitler’in locasının önünden geçerken, Führer’in ona selam verdiğini söylemiş, yine 8 Ağustos tarihli Pittsburgh Courier gazetesinde çıkan Robert L. Vann imzalı makalede de bu selamdan bahsedilmişti. Hitler madalya törenini beklemeden stadyumdan ayrılmıştı. Ancak günün kahramanı Owens’a saygısını göstermekten kaçınmamıştı.

Öte yandan Owens, otobiyografisinde kendisini asıl küçümseyenin ABD Başkanı Franklin D. Roosevelt olduğunu belirtmişti. Seçim kampanyası nedeniyle efsane sporcuyu Beyaz Saray’a çağıramayan Başkan, bir telgraf bile çektirecek vakti bulamamıştı. 21 yıl önce tam da bugün, dönemin ABD Başkanı George H. W. Bush tarafından Kongre Altın Madalyası ile ödüllendirilen Owens’ın ve Nazilerin gölgesinde yapılan 1936 Berlin Olimpiyatı’nın hikayesini Ali Murat Hamarat'tan okuyabilirsiniz. Ayrıca 2016 yapımı "Race"i de izleme listenize eklemenizi tavsiye ederiz.  

  • Konya'nın Meram ilçesinde yaşayan Dedeoğlu ailesinden 7 kişi, yapılan silahlı saldırıda öldürüldü. DHA, saldırının ardından evin ateşe verildiğini ve yangının söndürüldüğünü de duyurdu. Dedeoğlu ailesinin avukatı Abdurrahman Karabulut, ailenin 12 Mayıs'ta da saldırıya uğradığını ve bazı aile üyelerinin ağır şekilde yaralandığını açıkladı. Konya Cumhuriyet Başsavcılığı olaya ilişkin 13 kişinin gözaltına alındığını duyurdu.
    • 12 Mayıs'taki saldırının ardından basına açıklama yapan aile, saldırının "Kürt oldukları için" yaşandığını savunmuştu. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, cinayetlerin "Kürt-Türk meselesiyle" ilgili olmadığını söyledi; "Yaklaşık 11 yıllık bir husumet" dedi.
  • Türkiye'yi saran orman yangınlarını söndürme çalışmaları devam ediyor. Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, 28-31 Temmuz arasında çıkan 107 yangından 98'inin kontrol altına alındığını açıkladı; Antalya, Mersin, Adana, Osmaniye ve Muğla'daki yangınların devam ettiğini ifade etti. AFAD, Manavgat'taki yangında 13 mahallenin yoğun, 22 mahallenin de kısmî şekilde etkilendiğini açıkladı; yangından etkilenen 271 vatandaştan 73'ünün tedavisinin sürdüğünü ifade etti. Yangınlar nedeniyle şimdiye kadar Manavgat'ta 5, Marmaris'te de 1 kişi yaşamını yitirdi; binlerce hayvan telef oldu; orman ve tarım arazilerinin yanısıra sera alanları da küle döndü.
    • Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, yangından etkilenen bölgelerin "Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi" ilan edildiğini açıkladı. THK hakkındaki tartışmalara da değinen Erdoğan, "THK'nın şu anda elinde buralarda rahatlıkla kullanılabilecek uçak yok" ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı ayrıca sıkıntıların ana sebebini "THK'nın filosunu ve teknolojisini yenileyememiş olması" olarak gösterdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın afet bölgesinde kalabalığa fırlatarak çay dağıtması ise muhalefetin tepkisini çekti.
    • Orman Bakanı Bekir Pakdemirli'nin THK filosuyla ilgili "antikacı dükkanı" tanımına THK'dan yalanlama geldi. Kurumun elindeki 9 CL-215'in masrafsız şekilde beş günde uçuşa hazır olabileceğini savunan eski THK Merkez Denetleme Kurulu Başkanı Bayram Duman, "Uçaklarımız dünya standartlarında, tüm Batı ülkelerinin kullandığı uçaklardır" dedi.
    • Gazeteci Murat Yetkin, 28 Temmuz'da yürürlüğe giren 7334 sayılı "Turizmi Teşvik Kanunu ile bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun" ile orman arazilerinin kamu yararı kapsamına alınarak turizm yatırımcılarına açılabileceğini yazdı. Yasayla kıyılar başta olmak üzere, orman alanlarındaki yapılaşma tasarrufu Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkisine bırakılırken, hangi alanların kapsama gireceğiyse doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından belirlenecek.
    • Rusya'nın Sibirya bölgesinde 1 aydır devam eden orman yangınlarında yaklaşık 1.5 milyon hektarlık alan küle döndü.
  • Malta'da 2017’de öldürülen araştırmacı gazeteci Daphne Caruana Galizia'ya ilişkin kamu soruşturması, devletin gazetecinin ölümünde sorumluluğu olduğunu ortaya koydu. Cinayetin işlendiği dönemde başbakanlığın üst kademelerinde "cezasızlığın yaygınlaştığı"nı tespit eden rapor, Galizia'yı ortadan kaldırmak isteyenler için "olumlu bir iklim" oluştuğuna dikkati çekti.
    • "Panama Belgeleri"nin Malta ayağına dair yaptığı haberlerle gündeme gelen gazeteci Daphne Caruana Galizia, 16 Ekim 2017'de otomobiline yerleştirilen uzaktan kumandalı bombanın patlatılması sonucu hayatını kaybetmişti.
  • Suriye'nin Dera kentinde hükümet güçleri, muhaliflerin elindeki bölgelere saldırdı; en az 3 sivil, 8 asker ve 5 muhalif hayatını kaybetti. Dera, 2011'de Beşar Esad yönetimine karşı başlayan ayaklanmanın beşiği olarak biliniyor.
  • Sağlık Bakanı Fahrettin Koca BioNTech aşısının üretiminde yaşanan aksama nedeniyle sevkiyatta birkaç gün azalma olacağını söyledi. "Bu aşıyı tercih edenlerin aşı olmaya randevu almadan gelmemesini rica ediyorum" diyen Koca, Sinovac aşısında bir sorun olmadığını ifade etti.

Bizi takip ediniz

Twitter
Instagram
Facebook
Website
YouTube
Bu e-posta size yönlendirildiyse buradan abone olabilirsiniz
Tercihlerinizi değiştirebilir
 veya üyelikten çıkabilirsiniz.
Copyright © 2021, KAFA Grup, Her hakkı mahfuzdur.
#tarih'te bugün ekibi






This email was sent to <<e-posta adresi>>
why did I get this?    unsubscribe from this list    update subscription preferences
#tarih'te bugün · Kadıkoy · Istanbul 34724 · Turkey